Blog
Blog nedir?
. . .
Kendi blogunu oluştur ;)
Rastgele blog
Log in
Rapor et
Read this doc on Scribd:
Dünden Bugüne Gizli Dünyanın Bilinmeyenleri
TÜRKÇE'NİN FELSEFESİ Kaynaşma Olayının Felsefi Boyutu: Türkçe’mizde ünlüyle biten bir kelimeden sonra,ünlüyle başlayan bir ek geldiğinde bu iki ünlü arasına y, ş, s, n harflerinden birini koyarız.Biz bu kurala kaynaşma diyoruz. Örneğin: Bura-a>bura(y)a gibi…Bu kaynaşma harflerini kullanmazsak iki ünlüyü yan yana yazamayız.Arapça ve Farsça dillerinden dilimize girmiş bazı kelimelerde iki ünlünün yan yana yazıldığı görülür.Örneğin; saat..Aslında burada saat kelimesinin ikinci ünlüsü olarak görünen kelime gırtlaksı bir ses olan “ayın” harfidir.Bu nedenle bu ses Türkçe’mizde de gösterilmiştir.Fiil kelimesinde de aynı özellik mevcuttur.İkinci i sesi esreli ayın sesidir.Ayın harfi de ünsüz bir harftir.Türkçe’de iki ünlünün yan yana olduğu örneklerin çoğunda bu özellik vardır.Dua, faal, miad, buut, Sait vb…Ya da ünlülerden birisi uzundur diğeri de kısa.Bu durumda iki ünlü yan yana bulunabilir.Bu örnekler de Arapça ve Farsça kökenli kelimelerde bulunur.Kâinat, nâil eğer bu kelimelerdeki uzun ünlüler olmasaydı yani kelimeler kainat, nail şeklinde olsaydı bu kelimelerdeki i sesleri “y” sesine dönüşürdü.Fâide kelimesindeki a ünlüsü zamanla kısa olarak okuna okuna, onun yanındaki “i” ünlüsü “y” sesine dönüşmüştür.Ancak âile kelimesindeki uzun a sesi halen muhafaza edildiğinden yanındaki i ünlüsü de muhafaza edilmiştir.Ancak biz bu kelimeyi söylerken fak etmeden “y” kaynaştırma harfini a ile i arasına katarız.A(y)ile deriz.Aslında bütün diğer örneklerde de fark etmeden halkımız iki ünlü arasına bir ünsüz ses koyar.Saat genellikle sa(ğ)at diye telaffuz edilir.Fiil denmez i uzun bir ünlü gibi okunur.Ya da iki i sesi arasına bir ğ sesi gelir.Dua>du(v)a, Sait>sayit vb örnekler de aynı mantığın ürünüdür.Demek ki Türkçe iki ünlüyü yan yana kabul edemiyor.Aslında bu asimilasyonu reddir.Bu Türkçe’nin yok olmamaya karşı bir manifestosudur.Yani Türkçe der ki, ben bükümlüleşmeye, ihtiyarlamaya doğru gitmeyeceğim.Gerçekten iki ünlünün yan yana geldiği kelimelerde ileriye doğru müthiş değişimler olmaktadır.Örneğin; “ne asıl” kelime grubu “nasıl” diye bambaşka bir kelimeye bu şekilde dönüşmüştür.Çünkü ünlülerden biri atılmak zorundadır.Bu da kelimelerde değişmenin bir başlangıcını oluşturur.Türkçe ise değil Türkçe kelimeleri, yabancı dillerden gelme kelimeleri bile koruma temayülündedir.Türkçe kendisinin bu şekilde deforme olması önlemek istemektedir. Evliliklerde bile aynı fıtrata sahip insanların beraber yaşaması çok zordur.Birisi sertse birisi yumuşak olacaktır.Birisi çok bilgiliyse birisi az bilgili olacaktır.İşte Türkçe’de de iki ünlü birbiriyle uyuşamaz.Bu ünlülerin birbirlerinden boşanmalarını önlemek için devreye y,ş,s,n harflerinden biri kurallı olarak girer.İki küs insanı birleştirmek için ortada bir hakem olmalıdır.İşte Türkçe şuur altlarımıza bu kuralı da öğütlemektedir.Türkçe bir kitap gibi okunsa, insanların düzenini sağlayacak bütün kurallar onda bulunabilirdi.Zaten vardır.Bu kuralların Türk insanının bilinç altına müthiş etkileri olmaktadır ve olmuştur.Benim çabam da Türkçe’yi tüm insanlığa bir kitap gibi okutmaktır.İnsanımızın kaynaşması için bazı değerlere ihtiyaç vardır.Bu değerler olmazsa birlik unsurları ortadan kaybolacak demektir. Ünlüler ünsüzleri de etkileyecek kadar güçlüdür demiştik.Ünlülerin bu güçleri birbirlerini de etkilemektedir. “Ne asıl” örneğinde olduğu gibi azınlık çoğunluğa tabi olmaktadır.Bu kelime grubu “nesil” şekline de dönüşebilirdi fakat sonuç “nasıl” olmuştur.Çünkü, a, ı daha fazla, e ise bir tane…2 sayısı birden çok olduğuna ve güçlü olduğuna göre bu e sesinin şansı yoktur ya a sesine dönüşecektir ya da yok olacaktır.Tabii ara sıra bu kuralın cüzi istisnaları da olabilir ama bu oluşumun mantığı da açıkladığımız gibidir.Bunu matematiksel olarak ifade edelim: 2>1… ya da doğal sayılarda çarpma işlemini hatırlayalım. Doğal sayılarda çiftle tek çarpılırsa sonuç yine çift olur.Burada (a,ı) çift olarak,(e) de tek olarak kabul edilse, çift.tek=çift olacaktır.Yani (a,ı).(e)=(a,ı) olacaktır. Cümlelerdeki kelimelerin dizilişinin felsefi boyutu: Türkçe’de cümleyi oluşturan kelimeler de gelişi güzel dizilmezler.Örneğin: Ali yarın kitap okuyacak. Özne+zaman tümleci+nesne+yüklem Kainatta yapılan her işin bir yapıcısı vardır.Bu nedenle öncelikle varlık sahnesinde işi yapacak bir kişinin tezahür etmesi gerekir.O olmadan eylem de olmaz.Evet bu işleri yapmak için Ali yaratılmıştır, varlık sahnesine konulmuştur.Ali varlık sahnesine gelmiştir ve artık o zamanla sınırlıdır.Bir zamana ihtiyacı vardır.O zamanla yaşlanmaktadır, vücudu da eskimektedir.Belli bir zaman içinde yaşayan Ali, nesnelerle ilişki kurmaktadır.O bir varlık olarak ya bir nesneyi etkileyecek, ya da kendisi etkilenecektir. Aslında Ali etkilediğinden çok etkilenir de..Zaman onu etkiler, okuduğu kitap da onu etkiler.Hem fiziki hem de psikolojik yönden etkilenir..Bu etkileşimlerin sonucunda Ali bir iş yapacaktır.Etki tepkiyi doğuracak ve bütün nesnelerle ölene kadar Ali, etkileşimde bulunacaktır.Bu etkileşim de eylemleri meydana getirecektir.Yani Ali, en son mertebede bitmek tükenmek bilmeyen bir eylemin içinde bulacaktır kendisini.Eylemin bitmesi Ali’nin ölümü olacaktır. Bu cümledeki kelimelerin yerleri Türkçe’nin imkanları el verdiği ölçüde değiştirilebilir.Bu şekilde yeni yeni felsefi yorumlar yapılabilir. Türkçe’deki eklerin matematikselliği: Türkçe’de kelimelere getirilen bütün ekler muhakkak sondadır.Bunun istisnası yoktur.Bu halde burada müthiş bir düzen göze çarpmaktadır.Şimdi bunu daha iyi anlamaya çalışalım: Kök+ek önce kelime kökü vardır sonra ek gelir.İsimler için de fiiller için de bu böyledir. Örneğin: gör-dü kelimesinde de kitap+lık kelimesinde de ek sonda gelir.O halde Türkçe’mizdeki ek için şöyle bir formül yapabiliriz. Ekli kelime=kök+ek Bunun bir sağlamasını yapalım. Kök=ekli kelime-ek bir ek bir ekli kelimeden çıkarıldığında sonuç sıfırdır.O halde kök eksiz olan kelimedir.Ya da ekli kelime-kök=ek yani ekli kelimeden kök çıktığında geriye sadece ek kalacaktır. 3=2+1 ekli kelime=kök+ek 2=3-1 kök=ekli kelime-ek 1=3-2 ek=ekli kelime-kök 2+1 3 eder matematik kuralının kesinliğinde bu kural kendini gösterir.Bu da Türkçe’deki kuralların matematiksel yapısının başka bir şeklini bize gösterir. Türkçe’de Yaratıcının Varlığına Deliller Türkçe’de bildiğimiz gibi cümlenin olmazsa olmazı özne ve yüklemdir.Eğer özne ortada gözükmese de, bizler Gizli bir Özne’nin var olduğunu biliriz. Buraya geldi. Bu cümlede görünüşte bir özne yoktur.Ancak eyleme baktığımızda biz özneyi, yani işin yapıcısını buluruz.Bunun gibi kainatta pek çok eylem ve iş yapılmaktadır.Bulutlar arasından yağmur gelir, çiçekler büyür, dünya güneşin etrafında gezer ve galaksiler birbirlerinin arasından birbirlerine çarpmadan geçerler.Bu eylemlerin özneleri ise yok gibidir, görünmez. Bu eylemlerin oluşmasına bahane gösterdiğimiz sebepler de aslında edilgendir, yapılmaktadırlar.İşte bu evrendeki fiilleri bir özneye vermemiz ise mantığın gerekliliğidir.O halde Türkçe’deki gibi gizli bir Özne vardır..Bütün bu işleri yapan 3.tekil kişi zamirini buluruz. Bu zamir “O”dur.O ise her şeyin ve her eylemin Yaratıcısı olmaktadır.Zahirde gizlidir ama o fillerinin eylemlerinin içindedir.Eserden eseri yapana çıkarsak, “onu” buluruz.Türkçe’mizde de özne aslında eylemin içinde gizlidir.Eylemin şahıs eki bize özneyi verir.